Dünyanın en güzel şehrinin İstanbul olduğu söylene gelir hep… Dünya tarihini şekillendirmiş bir çok medeniyete ev sahipliği ve baş kentlik yapmış olan bu şehir, üzerinde yaşayan tüm medeniyetlerden bir şeyler taşır taşında toprağında…
Hayat burada 300 bin yıl önce başlamıştır Küçükçekmece yakınlarındaki yarım Burgaz mağaralarında. Ama bugünkü İstanbul'un temelleri M.Ö. 7. yüzyılda atılmıştır. M.S. 4. Yüzyılda İmparator Constantin tarafından yeniden inşa edilip, başkent yapılmış; o günden sonra da yaklaşık 16 asır boyunca Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde başkentlik sıfatını sürdürmüştür. Aynı zamanda, İmparator Constantis ile birlikte Hristiyanlığın merkezlerinden biri olan İstanbul, 1453'te Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra Müslümanların en önemli kentlerinden biri sayılmıştır.
Her medeniyet kendi mührünü ayrı bir güzellikte vurmuştur bu şehre. Roma sarayları, sarnıçları. Bizans Kiliseleri ve tabiî ki Osmanlının ulaşılmazlığının sembolü minareleri… Hepside ayrı bir güzellik katar bu şehre…Ama İstanbul’u İstanbul yapan kim ne derse desin dünyadaki başka hiçbir şehre nasip olmayan iki kıta üzerine kurulu olmasıdır şüphesiz. Ve tabiî ki o iki kıtayı birbirinden ayıran inciler ile süslü gerdanlığı adını verdiği boğazıdır… Yalıları koyları erguvan ağaçları ile dünyadaki tüm kentleri kıskandırır…
İşte bu dünya cennetinin en güzel köşelerinden biride Çengelköy’dür… Üsküdara 6 km mesafede Üsküdar ilçesine bağlı tarihi bir yerleşim yeridir. ÇENGELKÖY , Beylerbeyi ile Kuleli arasında Boğaz `ın engüzel bir koyudur. Çengelköy yoğurdu, salatalığı ,ayvası ve inciriyle meşhur olup Evliya Çelebi burayla ilgili ilginç bilgiler verir. Yavuz Sultan Selim bir gün gazaba gelmiş ve biricik oğlu Süleyman `ın katledilmesini istemiş. Süleyman `ın katledilmesi için görevlendirilen Bostancıbaşı , Şehzade Süleyman `a kıyamamış ve onu buradaki bahçede saklamış. Mısır Seferi `nde büyük başarı kazanan Yavuz Sultan Selim sefer dönüşünde pişmanlık duymuş ve oğlunun hasretini çektiğini söylemiş. Bu durumu öğrenen bostancıbaşı da koşup şehzade Süleyman `ı Sultan Selim `e götürmüş. Boğaz `ın çok beğenilen gezinti yerlerinden olan Çengelköy `ün Bizanslılar devrindeki adı Protos Dikos`tu . Bizans İmparatoru Jüstinyen burada tövbe eden hanımlar için bir manastır kurdurmuştu. Osmanlılar zamanında burada gemiler için dört dişli çengel -çapalar yapıldığından buraya Çengelköy dendiği söylenmektedir. Evliya Çelebi , Çengelköy `ün adı konusunda farklı bilgi vermektedir. Ona göre İstanbul `un fethi sırasında burada yaşayan Kral Yanko bin Medyan döneminden kalan çengeller bulunduğu için buraya Çengelköy denmiştir. Navarin bozgunundan sonra Osmanlı donanmasının güçlendirilmesi için uğraşan ünlü denizci Çengeloğlu Tahir Paşa `dan dolayı buraya Çengelköy dendiği de kabul edilmektedir. Burada eskiden Köçeoğlu Agop adında biri tarafından yaptırılan bir köşk vardı. Bu köşk Köçeoğlu tarafından Abdülmecit `e hediye edilmişti. Çengelköy , Havuzbaşı denen güzel ve geniş bir vadiyle Beylerbeyi `nden ayrılır. II . Mahmut burada süvari kışlası yaptırdı . Ahşap olarak yapılan bu bina yerine Abdülaziz binayı yeniden yaptırdı. Taştan yapılan bina günümüzdeki Kuleli Askeri Lisesi binasıdır. Çengelköy `de 1831 yılında II . Mahmut tarafından Hacı Ömer Camii `nin köşesinde bir de çeşme yaptırılmıştır.
Çengelköyün her yerinden tarih fışkırır kilisesi camileri çeşmeleri ve tabiî ki yalıları. Boğazın her yeri güzeldir ama Çengelköy bir başkadır. Yazı başkadır kışı başkadır baharı bambaşkadır. İşte bu eşsiz semt ile birlikte anılan Çengelköy’ün geçmişi ile bu günü arasında bir köprüdür Çınaraltı. Bir çok tarihi olaya şahitlik etmiş gölgesinde önemli bir çok şahsiyeti misafir etmiş o ulu çınardan alır adını…
Yaşı tam olarak belirlenemeyen ama 800 olduğu tahmin edilen bu ulu çınar yüz yıllardır gölge verir Çengelköye… Yüzyılın başından 1960 kadar balıkçıların altında ağ ördüğü bu ulu çınar 1967 den itibaren gölgesinde çay içilen bir liman kahvehanesine komşuluk etmeye başlamıştır. 1990 lı yılların sonrasında ise değerli girişimcilerin katkıları ile tüm İstanbul halkına hizmet veren bir çay bahçesine dönüşmüştür… Yine aynı yıllarda çok değerli oyuncuların rol aldığı Çengelköy’ün ev sahipliği yaptığı ve milyonların gönlüne taht kuran “Süper Baba” dizisinin de baş mekanlarından biri olmuştur Çınaraltı.
Bir başkadır çınar altı sabahın ilk ışıkları ile canlanan boğazın en güzel seyir ve kahvaltı yeridir. Hele o eşsiz çayı ve manzarası yok mu deymeyin gitsin. Martı cıvıltıları ve vapur düdükleri arasındaki bu kahvaltı dünyanın hiçbir yerinde bulunmaz. İşte bu Tarih fışkıran mekanı bir kez ziyaret ettiniz mi bir daha ayrılamazsınız. Yoksa siz daha Çınaraltı’na gelmediniz mi ?
Çengelköy Çınaraltı Aile Çay Bahçesi
İletişim Bilgileri
| Tel: | 0216-422 10 36 |
| Web Adresi: | http://www.cengelkoycinaralti.com |
| E-Posta: | iletisim@cengelkoycinaralti.com |
Restaurant Bilgileri
| Mutfak Tipi | Balık • Cafe • Çay Evi • FastFood • Kahvaltı Evi • Kahve • Köfte Salonu |
| Restorant Özellikleri | Boğaz Manzarası • Deniz Manzarası • Bahçe • Kahvaltı • Sigara İçilen Bölüm |
| Ödeme Şekli | Diner's Club |
|
Kategori: İstanbul Restorantlar
|
|
Kategori: İstanbul Aktivite Alanları
|
|
Kategori: İstanbul Aktivite Alanları
|
|
Kategori: İstanbul Restorantlar
|
|
Kategori: İstanbul Restorantlar
|
|
Kategori: İstanbul Restorantlar
|
Üye Eleştirileri
Toplam 11 üyeden ortalama puan:
sabahları müthiş güzel olan yer. özellikle karda manzarası çok güzel, basit, sade. dekorasyonu konsepti hedesi hödösü yok. iki çay diyip oturuyosun manzaraya karşı. resim çekiyosun. sandallardan su içmeye çalışan kediyle oynuyosun. sonra kuşları kovalaması için rahat bırakıyosun hayvanı. çocuk gürültüsü de yok üstelik. sadece su sesi. eşsiz bence =)
çengelköy sahilinde birkaç yüz yaşında müthiş bir çınarın altında konuşlanmış çay bahçesidir. yıllar önce oldukça ufak bir kapalı mekan ve dışarıya atılmış az sayıda masadan ibaretti bu işletme. derken süper baba isimli diziye ev sahipliği yapar oldu ve bir anda müşteri sayısı tavana vurdu.
tadilatlar başladı. mekan büyüdü de büyüdü. masaların atıldığı açık kısım kapandı. o çınarın altında oturmaktan zevk aldığımızı anlamayan zihniyet avluyu bir metal konstrüksiyon ve polikarbon levhalar ile örtmeye kalktı. kamusal mekana tecavüzleri enteresan bir şekilde yasal engele takıldı ve çok şükür bu konstrüksiyon söküldü. şimdilerde kapalı kısmın deniz ucunda oturmak ya da çınarın altından sarayburnu-bebek panoramasını izlemek pek keyifli.
hafta sonları pek kalabalık olan bu mekanın ilginç özelliklerinden biri dışarıdan yiyecek getirmenize itiraz etmemesidir. ister fırından simit, ister evden reçel getirin ordan sadece çay alarak kahvaltı edebilirsiniz. dilerseniz mekanın güzel yumurta, omlet, menemen, tost seçeneklerini de deneyebilirsiniz.
ilk defa gidiyorsanız, çınarın denize uzanmaya çalışan 10 metrelik yatay dalına hayran hayran bakacaksınız. bol kedili yerdir.*
kahvaltıda karşınızda köprü, kayıklar, martılar, en önemlisi de avrupa yakası, su bardağıyla çay içmenin zevkini çıkartabileceğiniz güzide mekan. tabi çay bahçesine girilen ufak sokağın başındaki börekçiden su böreği alınca daha bi güzel oluyor su bardağındaki çay.
çayını iç sevgiline sarıl güzel bi akşamüstü geçir yada kahvaltını et ya da ne biliyim soda iç oralet iç deniz var güneş var boğaz var sevdiğin var... ailen. sabah olsun akşam olsun.... sevdiğin varsa güzel ya zaten.... çınarlatı aile çay bahçesi... en güzeli de yanındaki fırından aldığın sabah simidi...
özellikle haftasonları sahil tarafında boş masa bulmanın imkansıza yakın olduğu dışarıdan yiyecek getirmenin serbest içecek getirmenin yasak olduğu mekan.
ayrıca otlakçı kedileri vardır
dışarıda sabahlayıp da gitiğinizde saat 8'e kadar içeride uyumanıza izin veren çay bahçesi. müşteriler gelmeye başladıktan sonra kafanızı kaldırıyorlar, okumanız için bir de gazete veriyorlar.
çınaraltı çaybahçesi deyince aklıma üç şey gelir: babayiğit kara kedi, iki tane sandal ve boğazın yağlı kıyısı.
nice konakları, vilları, dar yolları gördükten sonra ulaşırsınız hıyarı ile ünlü çengelköy'e. hemen çınaraltı'na varmak istersiniz ve girişte gözünüze bir patiseri çarpar. mis gibi kokular yayılır; bu sebepten simit, poğaça ve ay çöreği almadan girmek istemezsiniz çay bahçesine. velhasılı ulaşırsınız ancak boğazı gören bütün yerler doludur. içinizden küfredersiniz hafta içi gelmediğinizden. biraz iç kısımdaki masada oturduktan sonra kıyıdaki masalardan birinin boşaldığını görürsünüz ve hemen atılırsınız: "hanım çantayı fırlat kimse kapmadan!". ellerde poğaça ve çaylarla boğaz izlenmeye başlanır. aman allahım o da nesi: "elindeki poğaçayı vermezsen belanı sikerim" dermiş gibi bakan irikıyım kara kedi. zaten bu kedi diğer bütün kedileri sindirmiştir. "kedi sadece bana değil ya canım, yanımda koca hamburger yiyen velet var; asıl ona saldırır" diye korkunuzu yenersiniz ve boğazı izlemeye devam edersiniz. ancak dostlar bu sefer de gözünüze sürekli arkasında koca yazılarla isimleri yazan sandallar çarpar. off! bir kalkar bir iner sandallar. "amaaan! boğazın öteki yakası da güzel" dersin ve diğer tarafa bakarsın. o zaman da kıyıda dört parmak kalınlığında yağ tabakası çarpar gözüne.
ya ben çok detaycıyım, böyle boktan unsurlara takılıyorum; ya da giden herkes bunlardan şikayetçi. ancak yine de istanbul'a her gidişimde görmeden dönmem o güzel yeri.
süper baba nın çekildiği yerdir.sırf bunun için gidip görmüştüm ilk kez,sonrasındaysa çok beğendim.bahçesindeki o kocaman çınar ağacı ve orda dolaşan kediler insana ayrı bi huzur veriyor.
çengelköy çınaraltı'nda sabah sabah sıcak börekle çayınızı içip, manzaraya karşı afyonu patlatırsınız, sonra caddeye çıkıp beykoz'dan geçen ilk otobüse atlayıp kanlıca çınaraltı' nda yoğurdunuzu yersiniz, mecaliniz varsa geriye doğru sevda tepesine kadar yürürsünüz, yürürken içinizden sezene bi uğrasam mı diye geçirirsiniz ama meşguldür şarkı yazıyodur falan rahatsız etmeyin siz yürüyün..
Restaurant Yorumları
| Ödemedeki Kişi Başı Fıyat Aralığı? | 5 TL-15 TL |
hemen yanındaki çengelköy börekçisinden alınan sıcacık böreklerle sabahların anlamını taçlandıran, uygun fiyatları, boğaz manzarası, sakin havası, çam kokusuyla nam salmış güzide mekan. garsonları biraz hödük olsa da boğazdan esen serin yelle birlikte solduğunuz bu güzellikleri engellemez.
Bir başkadır çınar altı sabahın ilk ışıkları ile canlanan boğazın en güzel seyir ve kahvaltı yeridir. Hele o eşsiz çayı ve manzarası yok mu deymeyin gitsin. Martı cıvıltıları ve vapur düdükleri arasındaki bu kahvaltı dünyanın hiçbir yerinde bulunmaz. İşte bu Tarih fışkıran mekanı bir kez ziyaret ettiniz mi bir daha ayrılamazsınız. Yoksa siz daha Çınaraltı'na gelmediniz mi ?
Restaurant Yorumları
| Ödemedeki Kişi Başı Fıyat Aralığı? | 5 TL-15 TL |







































